İMKANDER Derneği > İNSAN HAKLARI GÜNCESİ |

Mısır'da hapishaneler yeraltı zindanı gibi


"Çığlıkları ayırt edemezsiniz”

Mısır 039 da hapishaneler yeraltı zindanı gibi

Şadi Habaş aslında bir suçludan olduça uzak bir profil çiziyor. Bir dönem yaptığı filmlerle dikkatleri üzerine çeken bir film yönetmeni olan Habaş, 2018 yılında sürgündeki aktivist rock müzik sanatçısı Rami Essam’ın Balaha adlı şarkısına klip çekmesinin ardından "yalan haber yapma" ve "terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Şarkı, Mısır’da darbeyle iktidara gelip ardından devlet başkanlığı koltuğuna oturan Abdülfettah El Sisi’yi eleştiriyordu.

24 yaşındaki yönetmen, hücre arkadaşlarının saatlerce duvarları yumruklayarak gardiyanlardan sağlık görevlisi talep etmesine rağmen, bu ayın başında cezaevinde hayatını kaybetti. 

Kahire İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü’ne göre, Şadi Habaş’ın ölümü "son 10 ayda Tora cezaevi 4 numaralı hücrede kalan düşünce suçluları arasında meydana gelen üçüncü ölüm vakası." Enstitüye göre siyasi suçlular, "bir duruşma süreci olmaksızın hapsedilip, kasıtlı olarak sağlık hizmetlerine erişime izin verilmemesi gibi ürkütücü koşullar altında hapishanelerde ölüme terk ediliyor."

Ancak kalabalık hapishanelerdeki tek problem bu değil. Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin, yetkililerin zorbalığı ile de karşılaştığı belirtiliyor. 

Mısırlı bir yazar, gözaltı merkezindeki sorgu odasında çok sayıda 16 yaşından küçük kız ve oğlan gördüğünü belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Çığlıklardan bir kız çocuğunu mu yoksa oğlan çocuğunu mu sorguya çektiklerini anlayamazdınız.

Kalabalık cezaevi koşulları ve ihlaller, tutukluların temel sağlık koşullarına erişiminin engellendiği durumlarda insan hayatına mal olabiliyor. Kronik hastalığı olan çok sayıda tutuklu için gerekli tedaviye ulaşmak kolay değil.

Sayıları tahmin etmek zor olsa da, Mısır’daki hapishanelerde gözaltılar dahil 100 binden fazla tutuklu ve hükümlünün bulunduğu tahmin ediliyor.


İNSAN HAKLARI GÜNCESİ
Tümünü gör
Sumud Konvoyu ilerliyor

Gazze’deki ablukayı kırmak için yola çıkan Mağrib Direniş Konvoyu Trablus’un doğusundaki Tacura kentine ulaştı.

Soykırım derinleşiyor

İsrail'in, Gazze'de 20 aydan fazla süredir devam eden soykırımı ve yardım girişini engellemesi nedeniyle en temel ihtiyaçlarından bile yoksun Filistinliler, yardım iddiasıyla kurulan dağıtım noktalarında, İsrail ordusunun saldırılarına maruz kalıyor.

Soykırım devam ediyor

İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda ise yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 51 bin 65'e yaralıların sayısı 116 bin 505'e yükseldi.

Esed ailesi katliamlarla hafızalara kazındı

Baas rejimi ve Esed ailesinin iktidarda geçirdiği süre boyunca Suriye'de yaptığı katliamlar hafızalara kazındı.

167 sağlık çalışanı öldü

İsrail'in Lübnan'da 8 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarında ölen sağlık çalışanlarının sayısının 167'ye, yaralananların 275'e yükseldiği bildirildi.

Ölü sayısı 654 039 e yükseldi

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada İsrail'in Lübnan'a yaptığı hava saldırılarında Pazartesinden bu yana 654 kişinin öldüğü bildirildi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, ülkede 500 bine yakın kişinin evlerinden olduğunu söyledi.

Gazze 039 de can kaybı 40 bin 534 039 e

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 534'e yükseldi.

Cezayirli düşünür Abdurrezzak Makri İsrail devletinin Batı sömürgeciliğinin tarihi bir

İsrail'in Gazze'deki ayrım gözetmeyen saldırıları, Batı'nın sömürgeci mirasıyla örtüşen bir şiddet ve soykırım politikası olarak ele alınıyor ve İsrail'in İslam dünyasının kalbine yerleştirilen bir ileri karakol olduğu düşünülüyor.