Afrika'ya umutsun!
KONFERANS-PANEL-ZİYARETLER,

Çeçen cinayetleri aydınlanıyor: Düğüm çözüldü!

Çeçen cinayetleri aydınlanıyor Düğüm çözüldü

Basın Açıklaması


18 Şubat 2014

İstanbul'da 2009 ve 2011 yıllarında gerçekleşen ve 4 Çeçen'in yaşamını yitirdiği suikastlar hakkında Savcılık Soruşturması tamamlanmış ve dava açılmıştır. Toplam 3000 sayfaya ulaşan dosyada onlarca kişinin ifadesi, çok miktarda kamera kaydı, Ali Osaev cinayeti zanlısı tutuklu Zona'nın Rus istihbarat görevlisiyle gerçekleştirdiği görüşmelerin video kayıtları, yüzlerce fotoğraf ve istihbarat bilgileri bulunmaktadır. Savcılığın, İstanbul Emniyeti'nin ve MİT'in yürüttüğü soruşturma neticesinde "Çeçen Cinayetleri" üzerindeki sır perdesi aralanmış ve sadece bu cinayetlere ilişkin değil, yurt içinde ve yurt dışında Kafkasyalı direniş yanlısı liderlere yönelik gerçekleşen suikastler hakkında da son derece çarpıcı bilgilere ulaşılmıştır.

Yürütülen soruşturma neticesinde 16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Zeytinburnu'nda Bergkhaz Musaev, Rüstem Altemirov ve Zaurbek Amriev'in ölümüyle sonuçlanan cinayetler büyük ölçüde aydınlanmış ve bu cinayetlerin failleri olan kişiler belirlenmiştir. Rus istihbaratı FSB adına çalışan Alexander Zharkov ve Nadim Ayupov isimli şahısların 3 Eylül 2011 tarihinden cinayetlerin gerçekleştiği 16 Eylül 2011 tarihine kadar İstanbul'da bir dizi faaliyetler yürüttüğü ortaya çıkmıştır. Söz konusu şahısların İstanbul'da kaldıkları sürece 5 farklı arabayı kiraladıkları, cinayette kullandıkları Ford Mondeo marka aracı 4 Eylül günü kiraladıkları ve camlarını siyah filmle kapattıktan sonra Bakırköy'de bir otoparkta bıraktıkları ve cinayet gününe kadar kiraladıkları ve yine camlarını siyah filmle kapattıkları diğer araçlarla İstanbul'un çeşitli semtlerinde keşif yaptıkları kamera kayıtlarıyla tespit edilmiştir. Katil zanlılarının olay günü daha önce kiraladıkları Ford Mondeo aracı otoparktan alarak, bu araçla Zeytinburnu'a geldikleri, 3 Çeçen'i öldürdükleri, bu araçla olay yerinden uzaklaştıkları ve aracı Merter'de kapıları açık vaziyette terk ettikleri kamera kayıtlarından ve görgü tanıklarının beyanlarından şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmıştır. Fakat ne yazık ki, bu kişilerin başka bir pasaportla yurt dışına kaçmalarına mani olunamamıştır. FSB ajanlarının ülkemize girerken kullandıkları pasaport isimleriyle Rusya Federasyonu nezdinde girişimlerde bulunulmuş; fakat Rusya bu isimdeki kişilerin kendi vatandaşı olmadığını açıklayarak olayı kapatma yolunu seçmiştir. Kullanılan bu pasaportların sahte olduğu ortaya çıkmıştır.

26 Şubat 2009 tarihinde İstanbul Zeytinburnu'nda gerçekleşen Musa Ali Osaev suikastı hususunda yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Zona kod adlı Temur Makhauri hakkında da önemli bilgilere ulaşılmıştır. Katil zanlısı Zona'nın yakalandığında üzerine iki farklı isme düzenlenmiş pasaport bulunmuş ve sadece bu pasaportlarla ülkemize 65 defa giriş-çıkış yaptığı belirlenmiştir. Başka isim ve pasaportlarla ülkeye kaç defa giriş-çıkış yaptığı bilinmemektedir. 

Cinayet anına ait kamera kayıtlarından ve görgü tanıklarının ifadelerinden cinayeti Zona'nın işlediği ifade edilmektedir. Yine İstihbaratın elde ettiği ve maktül Ali Osaev'in Fatih Camiindeki cenaze töreninde çekilmiş fotoğraflarda da Zona görgü tanıkları tarafından teşhis edilmiştir. Zona'nın 7 Ekim 2011 tarihinde gerçekleşen ve Çeçenistan eski Şeyhülislamı Şemseddin Batukayev'e yönelik suikast girişimin sanığı Bahram Batukaev ile de ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Batukaev, susturucusu ve yedek şarjörleriyle birlikte yakalandığı silahı kendisine Zona'nın Trabzon'da verdiğini ifade etmiştir.

 

Kendi ifadesine göre Gürcistan İstihbaratı adına Türkiye'de faaliyet yürüttüğünü söyleyen Zona kod adlı Temur Makhauri ile alakalı son derece önemli bir belgeye de Türkiye İstihbaratı ulaşmıştır. Buna göre Zona, Rus İstihbaratı FSB ajanı olduğunu söylediği Bashir Kushtov ile Türkiye'de üç defa görüşmüştür. 5 Temmuz 2012 günü İstanbul'da gerçekleşen bu görüşmeye Zona, Umar kod adlı Aslan Dakaeva ile birlikte katılmışlardır. Kendisinin yaptığı kayıtta Zona ve beraberindeki Umar, Rus İstihbaratı'nın kendilerine teklif ettiği yeni suikast planını 500.000 Euro karşılığında kabul etmiştir. Bu plana göre, video kaydında 3 kişiye yönelik suikast hazırlığında oldukları anlaşılmaktadır. Zona, savcılığa verdiği ifadede bu kişilerden birisinin Çeçenistan Eski Enformasyon Bakanı Movladi Udugov olduğunu itiraf etmiştir. Diğer iki kişiden birisinin Ebu Rabia isimli bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtta Kafkasya mücahidleri başkomutanı Emir Dokko Umarov'un ağabeyi Ahmet Umarov'a yönelik suikast planını kendi güvenliğini gerekçe göstererek kabul etmemiş, fakat yer gösterme konusunda yardımcı olacağını beyan etmiştir. Zona bu konuşamadan sonra 19 Ekim 2012 tarihinde İstanbul AHL'de Mısır'a giderken tutuklanmıştır. Bu tarihte Ahmet Umarov'un Mısır'da olduğu bilinmektedir. Zona'nın kaydedilen bu görüşmesinden sonra FSB ajanıyla 24 Ağustos 2012 ve 14 Ekim 2012 tarihlerinde olmak üzere iki defa daha görüştüğü, tüm bu görüşmelere Umar kod adlı Aslan Dakaeva'nın da iştirak ettiği MİT tarafından gizlice çekilen görüntülerden anlaşılmaktadır. Bu görüşmelerin sonuncusunda FSB ajanının Zona'ya çanta içinde para teslim ettiği de görülmektedir.

Görüşmelere katılan kişiler hakkında çarpıcı bilgilere yer verilmiştir. Zona'nın Çeçenlerin efsanevi komutanı Şamil Basayev'in şehit edilmesini sağlayan silah yüklü kamyonun infilak etmesi olayında, silahları Gürcistan'dan temin eden ve kamyonu hazırlayan kişi olduğu ifade edilmektedir. Çeçen direnişinin en önemli komutanlarında Hattap'ın zehirli bir mektupla şehit edilmesi olayında da görüntülerde Zona'nın birlikte suikast işini üstlendiği Umar'ın ilişkili olduğu bilinmektedir. Zehirli mektubu Hattap'a teslim eden Dağıstan asıllı kuryenin yargılanmadan infaz edilme işini yapan kişinin Umar olduğu ifade edilmektedir.

Elde edilen bilgilerin çok önemli olduğu aşikardır. 3 Mart 2014 tarihinde yapılacak duruşmayla Mahkeme sürecinin başlayacağı dava sadece Çeçen cinayetleri açısından değil, Türkiye'nin dünya kamuoyu önündeki imajı açısından da oldukça mühimdir. 

İMKANDER, cinayetlerin gerçekleştiği tarihten itibaren bu suikastların arkasında Rusya Devleti'nin olduğunu söylemiş ve gelinen süreçte Türkiye Yargısı ilk defa açık bir şekilde bunu izhar etmiştir. Türkiye İstihbaratının, Emniyet Güçlerinin ve soruşturmayı titizlikle yürüten Savcılık Makamının cinayetlerin örtbas edilmemesi için azami gayret sarf ettikleri yaptıkları çalışmalardan açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Daha önce Çeçenistan eski Cumhurbaşkanı Zelimhan Yandarbiyev'i şehit eden Rus ajanlarını yakalayarak ömür boyu hapis cezasına çarptıran Katar Yargısı'nın ve Avusturya'da işlenen cinayet hakkında bu ülke yargısının ve Paris Savcılığının ortaya koyduğu çalışmaların sonucu olarak, Çeçen liderlerin öldürülmelerinin gerçek faillerinin Rusya Devleti adına çalışan suikastçılar olduğu ifade edilmişti. Şimdi Türkiye Yargısı'nın da benzer bir kararı almasını ümit ediyoruz. Türkiye yargısının ve güvenlik güçlerinin, Türkiye'de yaşayan evsiz-barksız, kimsesiz ve zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren Kafkasyalı muhacirlerin hayatlarının korunmasına bundan sonra azami derecede önem vereceklerini ve işlenebilecek cinayetlere engel olunacağını ve gerekli tedbirlerin alınacağını ümit ediyoruz. Aynı şekilde Türkiye Hükümeti'nden de kendi istihbaratının, emniyet güçlerinin ve yargı makamının yürüttüğü bu çalışmayı dikkate alarak Rusya Federasyonu'na en güçlü bir şekilde tepki vermesini bekliyoruz.

İMKANDER olarak, açılmış olan bu davada her türlü baskıdan uzak bir şekilde bağımsız bir karar alınabilmesi için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimizi, kamuoyuna saygıyla duyururuz.

İMKANDER

Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları imkander.org.tr sitesine aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.